No Pasaran

Dünyayı kaplayan emperyalist savaşa, sömürüye ve yalana karşı sanatsal bir karşı hegemonya oluşturmak için dünyanın çeşitli yerlerinden bir araya gelen 16 devrimci müzik grubunun ortak söylemi şarkılarında yankılanıyor: No Pasaran! (Geçit Yok)

Sol Müzik ismiyle bir araya gelmiş, 2023’te “Kavga” ortak albümünü yayımlamıştık. Ardından 2024’te “Elleri Var Özgürlüğün” de yine farklı dil ve müzikal üsluplardaki üretimlerden oluşan ortak bir albüm olmuştu. Bu albümler vesilesiyle devrimci müzik grupları arasındaki bağ ve dayanışma zeminini güçlendirdik. Şimdi de sömürü sisteminin vazgeçilmezi olan savaşlar gündemimiz oldu. Emperyalist haydutluğun karşısında, bundan yaklaşık 90 yıl önce faşizme karşı savaşan yoldaşlarımızın parolasını, yayınladığımız 14 şarkı ile yeryüzünün dört bir yanında yükselen isyanın ve özgürlük arayışının sesini kulaklara yeniden kazımak istedik: No Pasaran!

Grup Vardiya, emperyalist işgale karşı “Defol Yankee” diyerek Ernesto’lar ve Ho Amca’larla aynı düşte yürüyor. Umuda Haykırış, “Kağıttan Kaplanlar“da yağma sofrası bekçilerinin geçiciliğini hatırlatıyor. RZ RAP, “Nebelregen” ile Sudan’ın kırmızı kumlarından Nepal’in zirvelerine, Ruhr’dan Vietnam’a uzanarak zincirleri yıkan küresel sınıf dayanışmasını rap ile buluşturuyor.

Grup Şiar, “Al Şafağa Yürüyüş“te Filistin’den Amed’e, Hindistan’dan Brezilya’ya halkların ‘Serhildan’ını ve sınıfımızın kurtuluş mücadelesini selamlıyor. Red in the Rainbow, “Waves of Solidarity” (Dayanışma Dalgaları) “Yaşasın Filistin” nidasını yeryüzünün her yerine taşıyor.

Koma Rêç, “Keçeke Ezîdî” ile Şengal’in, yani ‘‘Warên rojê’’nin (güneşin topraklarının) kanayan ama eğilmeyen direnişini ezgiliyor. Gölgedekiler, “Rizgarîye Soza Me” ile kurtuluşun ateşini yakanları anıyor, Kobanê’de filizlenen özgürlük sözünü ve direnişini selamlıyor. Rengin Kadın Korosu, “Duy Sesimi”de savaşın ve sömürünün ortasında çocukların ve insanlığın çığlığına kulak vermeye çağırıyor.

Kutup Yıldızı, “Gökyüzünden özgürlük diye mermi yağıyor” diye tarif ettiği coğrafyalarda yaşanacak bir dünyanın da mümkünlüğünün altını çiziyor. Muteriz, “Bitti Sanma“da asrî zamanın karanlığına meydan okuyarak “Umut var hep çıkmadık canda” diyor.

Vodvil, “Kurtar Benliğini“de ekmeğimize çöken düzene karşı gücümüzü fark etmeye çağırıyor. Praksis, Gülten Akın’ın dizelerinden beslenen “Her Şey Birikir” ile emek, gözyaşı, haklar ve düşüncelerin birikerek yarını dönüştürecek o büyük iradeye dönüşeceğini muştuluyor.

Sol Anahtarı, “O Sözcüğün Unutulması“nda, işçilerin ellerinde eriyen sınır telleri imgesinden yola çıkarak, öyle bir barış düşlüyor ki dünyada barış sözcüğüne bile ihtiyaç kalmasın; sözcük, zamanla unutulsun. Cebren, Urban Vietcong ve Toxika Apovlita ise enternasyonalist bir güç birliğiyle “Bandiera Rossa“yı (Kızıl Bayrak) farklı dillerde yeniden harlayarak sosyalizme yürüyüş coşkumuzu katlıyor.

Sözümüz ve müziğimiz birleşerek çoğalmaya, çoğul seslerimiz yan yana gelerek çağlamaya devam ediyor.